TAKİP EDİNİZ

İÇERİK ARAMA

Zayıflama Ameliyatları Öldürür mü?


Doç. Dr. Feyzullah Ersöz İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Cerrahı Ağır İnsan Kitabının Yazarı

Avrupa ülkeleri arasında birinci sıradayız ama hangi konuda biliyor musunuz? Obezite! Günümüzde tüm dünyaya paralel olarak Türkiye’de de obezite durumu hızla artıyor ve önlemler alınmaz ise hız kesmeden artmaya da devam edecek gibi görünüyor. Peki çözüm ne olmalı? Eğitim mi? Uygun Devlet politikaları mı? Yaşam tarzı değişikliği mi? Diyet yapmak mi? Egzersiz mi? Yoksa zayıflama ameliyatları mı? 

Tabi ki seçeneklerin tümü geçerlidir ama toplumsal bir salgın haline dönüşen obezite hastalığı için en etkili çözüm ancak toplumsal düzeyde gerçekleştirilecek bir uyanış ile mümkün olabilir. Ancak kısa dönemde böyle bir çözüm ihtimali çok düşük gibi görülüyor. Diyet ve egzersiz ile insanların fazla kilolarından kalıcı bir şekilde kurtulma oranları ise oldukça düşük oranlar da kalıyor.

En etkili yol topyekûn bir yaşam tarzı değişikliği olsa da insanlar bu durumu önemsemiyor. Bu davranış tarzı tıpkı sigara paketlerinin üzerinde “öldürür” yazıyor olmasına rağmen sigara içmeye devam eden insan davranışları gibi sürüp gidiyor. 

Peki zayıflama ameliyatları sağlıklı ve kalıcı kilo verme yöntemleri arasında kaçıncı sırada gelir. Hiç tereddütsüz tabi ki son sıra. Ancak tüm yöntemlere rağmen kişi sağlığına kavuşamıyorsa   “zayıflama ameliyatları”  köprüden önceki son çıkış gibi gerektiğinde kullanılmalıdır.

Ancak geçmişte yaşanan acı deneyimler, günümüzde halen sürdürülen uygunsuz ve özensiz ameliyatlardan dolayı yaşanan dramlardan ötürü obezite ameliyatı olacak hastaların ve hasta yakınlarının haklı olarak kafalarında ‘acaba ölür müyüm, acaba ölür mü’ endişesi yatmaktadır.

Fakat sanılanın aksine zayıflama ameliyatları bilimsel kurallar içinde yapılma­sı durumunda bu tür sorunlar oldukça nadir görülür. Aslına bakılırsa deneyimli kliniklerde, deneyimli cerrahlar tarafından, ameliyat için uygun hastalara doğru bir şekilde yapılmış obezite ameliyatlarının komplikasyon ve ölüm oranları safra kesesi ya da fıtık ameliyatlarından farklı değildir. Asıl önemli nokta, obezite ameliyatlarının aci­len yapılması gerekli olan bir ameliyat türü olmadığının bilincine varılmasıdır.

Bağırsak düğümlenmesi ya da apandisiti patlamak üzere olan bir hastanın ameliyatını ertelemek ölüm riskine yol açarken, obezite ameliyatlarını en ideal koşullarda yapabilmek için uygun bir tarihe ertelemek ise komplikasyon ve ölüm riskini belirgin şekilde azaltır. Obezitenin neden olduğu ağırlık yüzün­den adım atamayan, dinlenirken dahi nefes almakta güçlük çeken bir kişinin gerekli ön hazırlıklar yapılmadan apar topar ameliyat edilmesi bilinçsizliktir, cahilliktir.

Ameliyata bağlı meydana gelebilecek komplikasyon ve ölüm riskini en aza indirmek öncelikle ameliyatı yapacak cer­rahın görev ve sorumluluğundadır. Cerrah her ne olursa olsun hastaların bir an önce obezite ve ona bağlı ciddi sağlık sorunla­rından kurtulmak için talep ettiği acil ameliyat ısrarına direnmeli ve ameliyat için ön hazırlık gerekçelerini hastalara uygun şekilde açıklamalıdır.

Aslında obezite ameliyatları ölüme yol açmaz, tersine ameli­yat olmamak ölüme yol açar. Yapılan araştırmalarda obezite ve obeziteye bağlı hastalıkları olan insanların çok daha erken yaşlarda hayata veda ettikleri gösterilmiştir. Zayıflama ameliyatları fazla kiloları kalıcı biçimde azalttığı gibi obeziteye bağlı yandaş hastalıkları düzeltir, hayat kalitesini iyileştirir ve yaşam süresini ameliyat olmayan obezlere göre yaklaşık %40 oranında uzatabilir.

Tabi ki kimin kaç gün, kimin kaç sene yaşayacağını Allah bilebilir ancak tüm bilimsel veriler göz önüne alındığında gerektiği halde zayıflama ameliyatı olmayanların, ameliyat olanlara göre uzun dö­nemde toplam ölüm oranı anlamlı olarak daha yüksek olduğu halde  “Aman ölürüm kaygısı” ile obezite ameliyatından kaçınmak aslında erken ölüme razı olmak, boyun eğmek anlamına gelir.