Fatih’in Büyük Külliyeleri
Bayezid Camii
Bayezid semtinde bulunan cami Sultan II. Bayezid tarafından inşa ettirilmiştir. Cümle kapısında Şeyh
Hamdullah'ın yazdığı kitabeye göre 1501-1506 yılları arasında beş yılda tamamlanmıştır. Evliya Çelebi’nin
aktardığında göre caminin açılış günü ilk namazı padişahın kendisi kıldırmıştı. Camiin mimarı olarak önce
Mimar Kemaleddin ve Mimar Hayreddin adları üzerinde durulmuş, daha sonraki yıllarda ise yeni bir kaynağa
dayanılarak mimarın adının Yakub Şah b. Sultan Şah olduğu ileri sürülmüştür. İstanbul’da orijinalliğini
koruyan en eski selatin camii olarak kabul edilir. II. Bayezid’in mezarı, caminin haziresinde bulunur.
İstanbul’un fethinden sonra kurulan ikinci büyük selatin camii idi. Dört ayak üstüne oturtulmuş 16,78m çapında
bir ana kubbesi kuzey ve güneyde iki yarım kubbe ile desteklenir. Ana kubbesinde yirmi, yarım kubbelerde
yedişer pencere bulunur. Caminin 24 kubbeli revaklarla çevrilmiş kare biçiminde bir son cemaat avlusu
bulunmaktadır. Avlu zemini mermer döşelidir ve ortasında şadırvan bulunur.
Fatih Camii ve Külliyesi
İstanbul'un Fatih ilçesinde Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmış olan cami ve külliyedir. Külliyede 16
adet medrese, darüşşifa (hastane), tabhane (konukevi) imaret (aşevi), kütüphane ve hamam bulunmaktadır. Şehrin
yedi tepesinden birinde inşa edilmiştir. Yapımına 1462 yılında başlanmış ve 1469 yılında tamamlanmıştır.
Mimarı, Sinaüddin Yusuf bin Abdullah (Atik Sinan)'dır. Caminin ilk inşasından bugüne sadece şadırvan avlusunun
üç duvarı, şadırvan, tac kapı, mihrap, birinci şerefeye kadar minareler ve çevre duvarının bir kısmı
kalmıştır. Şadırvan avlusunda, kıble duvarına paralel olan revak diğer üç yönden daha yüksektir. Kubbelerin
dış kasnakları sekiz köşelidir ve kemerlere oturur. Kemerler genellikle kırmızı taş ve beyaz mermerlerle
işlenmiş, yalnız mihverdekilere yeşil taş kullanılmıştır. Alt ve üst pencerelerin etrafı geniş silmelerle
çevrelenmiştir. Söveler mermerdendir ve gayet geniş, kuvvetli silmelerle belirtilmiştir. Başta Fatih Sultan
Mehmed'in türbesi olmak üzere, Osmanlı tarihinin birçok önemli isminin mezarı buradadır. Fatih'in eşi ve II.
Bayezid'in annesi Gülbahar Valide Sultan'ın, "Plevne Kahramanı" Gazi Osman Paşa'nın ve mesnevi şarihi Abidin
Paşa'nın türbeleri hazirededir.
Laleli Camii
1760-1763 yılları arasında Osmanlı padişahı III. Mustafa tarafından inşa ettirilmiş ve bulunduğu semte adını
vermiş olan bir camidir. Caminin adı 3. Mustafa'nın veli saydığı Laleli Baba'nın ismini bu ibadethaneye
vermesinden gelir. Cami, imaret, türbe, sebil, muvakkithane, hamam, han ve dükkânlardan oluşan külliyesi ile
birlikte inşa edilmiştir. Lâleli Camii ve Külliyesi batıdan gelen barok üslûbunun hâkimiyetinde kendinden önce
yapılan Nuruosmaniye Camii’nin aksine klasik Türk mimarisinden bazı esasların ve izlerin yaşatıldığı bir eser
olarak Türk sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Camiin plânı kare olup kubbesini altı yarım kubbe
çevrelemektedir. Hünkâr mahfili sol taraftadır. Birer şerefeli iki minaresi vardır. Sol taraftaki minare, cami
inşasından 6 yıl sonra yapılmıştır. İç avlusu 14 sütuna müstenit 18 kubbelidir. Bu alanda mevcut olan
şadırvanın ise sekiz sütunu vardır. Kubbe kasnağı etrafındaki pencere adedi 24 ve caminin tüm pencere sayısı
ise 105’tir. Cami binasının haricinde, doğu ve batı cephelerinde dokuzar kemerli birer galeri inşa edilmiş ve
bunların alt kısımlarına abdest muslukları yapılmıştır.
Mihrimah Sultan Camii (Edirnekapı)
İstanbul'un Karagümrük semtinin Edirnekapı bölümünde surların hemen yanında bulunur. Banisi Kanuni Sultan
Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'dır. 1562-1565 yılları arasında Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.
Dikdörtgen planlı caminin etrafında medrese, mektep, türbe, hamamlar vardır. 37 m yükseklikteki kubbe üçer
kemere yaslanır, yanlarda ikişer sütun, sağ ve solda üç kubbe ve mahfelleri bulunur. Mihrap ve minber taş
işçiliğiyle yapılmıştır. Cami harimi dikdörtgen bir plana sahiptir. Ancak ortadaki ana namaz mekânı, iki
yanlardaki kanatlardan her bir tarafta ikişer sütunla ayrılmıştır. Kubbeli üçer bölüm halinde olan bu yan
kanatlar alçak olduğundan dört büyük kemerle desteklenen 20,25 m çapındaki ana kubbe bütün binanın hâkim
unsuru olmuştur.
Nuruosmaniye Camii
İstanbul'da inşa edilmiş ilk barok özellikli camidir. Çemberlitaş semtinde, Kapalıçarşı girişinde yer alır.
1748-1755 yıllarında inşa edilmiştir. Batılılaşma eğilimlerinin mimaride ortaya çıkmaya başladığı bir devirde
ortaya çıkan camii ve külliyesi, Osmanlı mimarisinde bir dönüm noktası sayılmaktadır. I. Mahmud tarafından
temeli atılarak inşasına başlanmışsa da onun ölümü üzerine kardeşi III. Osman tarafından bitirilmiş ve açılışı
yapılmıştır. Nuruosmaniye Külliyesi cami, hünkâr kasrı, medrese, kütüphane, türbe, sebil, çeşme, aşhane-imaret
ve dükkânlardan meydana gelmiştir. Kubbe kemerlerinin duvar üzerindeki bitiminde bir kuşak halinde Fetih
Suresi yazılıdır. Kubbede ise Nur Suresi’nin 35. Ayeti yer alır: “Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Yapıya
bitişik iki şerefeli iki minaresinin taş külahları bulunur. Kurşun yerine taş alemler ilk defa bu camide
kullanılmıştır. Cami, revaklı ve çok köşeli bir avluya sahiptir. Bu özelliği ile Osmanlı mimarisinde türünün
tek örneğidir.
Pertevniyal Valide Sultan Camii
Sultan II. Mahmut'un eşi ve Sultan Abdülaziz'in annesi olan Pertevniyal Valide Sultan tarafından yaptırılan
cami 1869-1871 yılları arasında inşa edildi. Planlarını Sarkis Balyan'ın çizdiği, planların hazırlanmasına
Hagop Balyan'ın katıldığı da bilinmektedir. Aksaray Meydanı’nda yaptırılan külliye cami, mektep, türbe,
türbedar odası, kütüphane, muvakkithâne, karakol, altı adet çeşme ve yedi adet dükkândan oluşmaktadır.
Caminin, neogotik tasarımıyla klasik camilerden oldukça farklı bir mimarisi vardır. Devlet ileri gelenlerinin,
din bilginlerinin, hocaların katılımıyla düzenlenen büyük bir törenle temeli atıldı. Pertevniyal Sultan temel
atma törenini meydanı görebilen bir evin penceresinden izledi. Eklektik (karma) üslûpta inşa edilmiş olan
cami, son devir Osmanlı camilerinde sıkça karşılaşılan dört büyük ayak üzerine oturmuş dört büyük kemerli ve
tek kubbeli bir yapıdır. Mavinin hâkim olduğu mekânda bitkisel süslemelerin yanı sıra yıldız düzenlemeleri de
görülür.
Sultan Ahmet Camii
1609-1617 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından Mimar Sinan'ın yetiştirdiği öğrencilerden biri
olan Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa'ya yaptırılmıştır. Caminin duvarlarında mavi renkli İznik çinileri yoğun bir
şekilde bulunduğu için cami, Mavi Camii (Blue Mosque) olarak da bilinmektedir. Caminin duvarlarında 21 bin 43
adet göz alıcı İznik Çinisi bulunmaktadır. Sultanahmet Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük
eserlerden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller,
türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Caminin ibadethane bölümü 64 x
72 metre boyutlarındadır. 43 metre yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı 23,5 metredir. Caminin içi 200'den
fazla renkli cam ile aydınlatılmıştır. Komşusu olan Ayasofya'dan bazı esintiler içermesinin yanı sıra
geleneksel İslami mimari de ağır basar ve klasik dönemin son büyük camisi olarak görülür.
Süleymaniye Camii
Kanuni Sultan Süleyman adına 1551-1557 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Mimar Sinan'ın
kalfalık devri eseri olarak nitelendirilen Süleymaniye camii, medreseler, kütüphane, hastane, sıbyan mektebi,
hamam, imaret, hazire ve dükkânlardan oluşan Süleymaniye Külliyesi'nin bir parçası olarak inşa edilmiştir.
Süleymaniye Camii Klasik Osmanlı Mimarisinin en önemli örneklerinden biridir. Dört fil ayağı üzerine oturan
caminin kubbesi 53 m. yüksekliğinde ve 27,5 m çapındadır. 28 revakın çevrelediği cami avlusunun ortasında
dikdörtgen şeklinde bir şadırvan bulunmaktadır. Caminin kıble tarafında içinde Kanuni Sultan Süleyman'ın ve
eşi Hürrem Sultan'ın bulunduğu bir hazire mevcuttur. Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesinin kubbesi yıldızlarla
donanmış gökyüzü imajını vermesi için, içeriden, metalik plakalar arasına yerleştirilmiş pırlantalarla
(elmaslarla) süslenmiştir. Cami süslemeleri açısından sade bir yapıya sahiptir. Mihrap duvarındaki pencereler
vitraylarla süslüdür. Mihrabın iki tarafındaki pencereler üzerinde yer alan çini madalyonlarda Fetih Suresi,
caminin ana kubbesinin ortasında ise Nur Suresi yazılı bulunmaktadır. Caminin hattatı Hasan Çelebi'dir.
Şehzade Camii
Genç yaşta vefat eden oğlu Şehzade Mehmet için Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır.
Mimar Sinan'ın “çıraklık eserimdir” dediği camidir. Yapımına 1543 yılında başlanan ve 1548 yılında tamamlanan
Şehzade Camii'nin planı kare şeklindedir ve üzerini 18.42 metre çapında bir orta kubbe ve bu kubbenin tesirini
tamamlayıp devam ettirmek üzere dört büyük yarım kubbe örtmektedir. Büyük kubbe 4 fil ayağı üzerine
oturmaktadır. Ayrıca camiin dört köşesinde birer küçük kubbe yer almaktadır. İmaret ve medrese, tabhane,
türbeler cami bahçesinde ve arka sokaktadır. Şehzade türbesinin içi rengârenk çinilerle doludur. Ortadaki
sandukada Şehzade Mehmed, sağında Şehzade Cihangir, solunda ise Hümaşah Sultan yatar. Şehzade türbesinin sol
tarafında Rüstem Paşa’nın türbesi bulunur.
Yeni Camii
İstanbul'da 1597 yılında Sultan III. Murad'ın eşi Safiye Sultan'ın emriyle temeli atılan ve 1665'te zamanın
padişahı IV. Mehmed'in annesi Turhan Hatice Sultan'ın büyük çabaları ve bağışlarıyla tamamlanıp ibadete açılan
camidir. Şehrin siluetine ve görselliğine önemli ölçüde katkı sağlayan Yeni Cami, İstanbul'da Osmanlı ailesi
tarafından yaptırılan büyük camilerin son örneğidir. Osmanlı dönemi Türk mimarisinde yapımı en uzun sürede
tamamlanabilen cami olarak bilinir. Mimar Davut Ağa tarafından yapılmaya başlanmış, Mimar Dalgıç Ahmed Ağa
devam ettirmiş ancak Safiye Sultan'ın ölümü ile yarım kalan inşaat, başlangıcından 66 yıl sonra dönemin
mimarbaşısı Mustafa Ağa tarafından IV. Mehmed zamanında bitirilebilmiştir. Yeni Cami, klasik Osmanlı
mimarisinin revaklı avlulu şemasını devam ettirir. Merkezi plana sahiptir. 16,20 m. çapındaki ana kubbe dört
yönde yarım kubbelerle yanlara doğru genişletilmiştir. Ana kubbeyi dört fil ayağı taşır. Caminin Üçer şerefeli
iki minaresi vardır. Minareler, kare kaide üzerinde on altıgen olarak yükselir ve kurşun kaplı külahlarla
örtülüdür. Camiyi şadırvan avlusundan ayıran büyük cümle kapısı duvarının iki ucuna inşa edilmişlerdir.