-A A+

Her Taşında Hikâye Barındıran Şekerci Han'ı Yeni Başlangıçlar İçin Restore Ediyoruz

Şekerci Han, Fatih Belediyesi tarafından yürütülecek restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayat buluyor. Yüzyıllar boyunca İstanbul’un ticaret, ilim ve kültür dünyasının buluşma noktalarından biri olan yapı, tarihî kimliği korunarak şehir hayatına yeniden kazandırılıyor.

17 Mart 2026
Her Taşında Hikâye Barındıran Şekerci Han ı Yeni Başlangıçlar İçin Restore Ediyoruz

Fatih Belediyesi, İstanbul’un tarihî yarımadasında yer alan ve geçmişte şehrin ticaret, ilim ve kültür hayatına ev sahipliği yapmış önemli yapılardan biri olan Şekerci Han’ı restore ederek yeniden şehir hayatına kazandırmak üzere kapsamlı bir çalışma yürütüyor. Fatih ilçesinde İslambol Caddesi ile Malta Çarşısı Sokağı köşesinde yer alan han, klasik Osmanlı şehir içi han mimarisinin örneklerinden biri olarak avlulu planı ve çok katlı yapısıyla tarihî şehir dokusu içinde dikkat çeken yapılardan biri olarak öne çıkıyor.

Banisi ve kesin inşa tarihi mevcut belgeler ışığında kesin olarak belirlenemeyen Şekerci Han hakkında tarihçiler ve araştırmacılar tarafından farklı değerlendirmeler yapılmaktadır. Bazı araştırmalarda yapının İstanbul’un fethinin ardından Fatih Camii inşasında görev alan işçilerin konaklaması amacıyla inşa edildiği ifade edilmekte; ancak Fatih Külliyesi vakfiyesinde Şekerci Han’a ilişkin bir kaydın bulunmaması, bu görüşü kesin olarak doğrulayan bir belge olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte fetih sonrasında bölgenin yoğun bir imar faaliyetinin gerçekleştiği bir alan olması, hanın bulunduğu parselde erken dönem yapılaşmasına ait bir evrenin bulunabileceğini düşündürmektedir. Ancak bu ihtimali kesin olarak ortaya koyan bir arşiv belgesi günümüze ulaşmış değildir.

Şekerci Han’a ilişkin günümüze ulaşan en erken tarihli belge 1731 yılına aittir. Bu kayıt, “Şekerci Han” adının 18. yüzyılın ilk yarısında kullanıldığını göstermekte ve yapının söz konusu tarihten daha önce inşa edilmiş olduğunu ortaya koymaktadır. 1832 tarihli başka bir belgede ise “Ebü’l Feth Sultan Mehmed Han Camii civarında Şekerci Han” ifadesinin yer alması, hanın 19. yüzyılın ilk yarısında da aktif biçimde kullanıldığını ve bölgenin önemli ticaret ve konaklama mekânlarından biri olduğunu göstermektedir.

Mimari özellikleri bakımından Şekerci Han, orta avlulu plan tipine sahip şehir içi hanlarının belirgin özelliklerini taşımaktadır. İlk yapıldığı dönemde yarım bodrum ve zemin üzeri bir kat olarak inşa edilen yapı, merkezinde yer alan avlu etrafında gelişen bir mekânsal kurguya sahiptir. Avluya bakan cephede tonozlu revaklar yer almakta; yapının dört tarafında sıralanan odalar ise bir kapı ve bir pencere aracılığıyla bu revaklara açılmaktadır. Bu düzenleme, hanın hem konaklama hem de ticari faaliyetler için kullanıldığı dönemlerde işlevsel bir mekânsal organizasyon sağlamıştır.

Zaman içerisinde hanın kullanım ihtiyaçlarının artmasıyla birlikte yapıda çeşitli müdahaleler gerçekleştirilmiştir. Ana yapı ve avluda bulunan tek katlı bölüm üzerine bir kat daha ilave edilmiş; birinci ve ikinci katlarda yer alan revaklar kapatılarak yeni odalar oluşturulmuştur. Yapının ilk dönemine ait duvarlarda iki sıra tuğla hatıllı bir sıra taş yığma sistemi kullanıldığı görülmektedir. Bu yapı tekniği erken dönem Osmanlı mimarisinde sıkça rastlanan bir uygulama olup yapının ilk inşa evresine ilişkin önemli ipuçları sunmaktadır. Daha sonraki dönemlerde gerçekleştirilen eklemelerde ise harman tuğla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum, hanın farklı dönemlerde geçirdiği mimari dönüşümleri ve kullanım ihtiyaçlarına bağlı olarak yapılan müdahaleleri açık biçimde ortaya koymaktadır.

19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Şekerci Han yalnızca bir konaklama mekânı değil, aynı zamanda İstanbul’un ilim, irfan ve kültür hayatının canlı merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Tarihî ticaret çevreleri ile medrese dünyasının kesişim noktasında yer alan han, tüccarların ve yolcuların yanı sıra medrese talebeleri, müderrisler, mutasavvıflar ve fikir insanları için de önemli bir buluşma noktası olmuştur. Bu yönüyle han, yalnızca ticari hayatın değil aynı zamanda düşünce ve kültür hayatının da canlı bir mekânı olarak öne çıkmıştır.

Başta Said Nursî ve Mehmet Âkif Ersoy olmak üzere; Âmâlar Şeyhi Osman Kemâlî, Celal Ökten, Neyzen Tevfik, Mustafa Hilmi Uran, Şükrü Saraçoğlu ve Nevrekoplu Bektaşî Kabulî Hüsnü Baba gibi dönemin önemli simaları bu handa konaklamış, hanın odalarında ve özellikle avlusunda bulunan kahvehanede uzun sohbetler gerçekleştirmiştir. Avluda bulunan kahvehane yalnızca bir dinlenme mekânı değil; aynı zamanda ilmî müzakerelerin, fikrî tartışmaların ve kültürel paylaşımların gerçekleştirildiği bir meclis işlevi görmüştür. Genç talebeler ile dönemin fikir insanlarını bir araya getiren bu sohbet ortamı, hanın taş ve tuğladan oluşan bir yapı olmanın ötesinde yaşayan bir kültür mekânına dönüşmesini sağlamıştır.

Şekerci Han’ın bu yönü, onu yalnızca bir mimari yapı olmaktan çıkararak İstanbul’un düşünce ve kültür hayatına tanıklık eden önemli bir hafıza mekânına dönüştürmektedir. Hanın odalarında gerçekleşen sohbetler, avluda kurulan dostluklar ve kahvehane etrafında şekillenen fikir alışverişleri, dönemin entelektüel atmosferini yansıtan önemli hatıralar olarak şehir hafızasında yer edinmiştir.

20. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren kullanım dışı kalan Şekerci Han zamanla metruk hâle gelmiş ve özgün işlevini büyük ölçüde yitirmiştir. Uzun yıllar boyunca atıl durumda kalan yapı, zaman içerisinde fiziki bozulmalara maruz kalmış ve mimari bütünlüğünün bazı bölümlerinde tahribat meydana gelmiştir.

Fatih Belediyesi tarafından yürütülecek restorasyon çalışmalarıyla birlikte Şekerci Han’ın tarihî kimliğinin korunması, mimari özelliklerinin ortaya çıkarılması ve yapının yeniden şehir hayatına kazandırılması hedeflenmektedir. Restorasyon sürecinde yapının özgün plan şeması, malzeme özellikleri ve mimari karakteri dikkate alınarak bilimsel yöntemlerle bir restorasyon çalışması gerçekleştirilecektir.

Gerçekleştirilecek çalışmalarla birlikte Şekerci Han’ın yalnızca fiziksel olarak ayağa kaldırılması değil; aynı zamanda tarihî yarımadanın kültür ve şehir hafızasında yeniden görünür hâle gelmesi amaçlanmaktadır. Böylece yüzyıllar boyunca farklı dönemlerin tanığı olan bu yapı, İstanbul’un tarihî dokusunu ve kültürel mirasını geleceğe taşıyan önemli mekânlardan biri olarak yeniden şehir hayatında yerini alacaktır.

Fabim Sanal Asistan FABİM Başvuru Formu FABİM Başvuru Formu
Fatih Belediyesi Dijital Asistan
Next Sosyal NextSosial Başkan Instagram Başkan X Başkan Facebook Başkan YouTube Başkan Telegram Başkan WebBaşkan Web Başkan'a Yaz Başkan'a Yaz

Warning

Reading cannot be initiated since there is no Turkish language support. You can add Turkish language support to your device from the settings section.

Şimdi konuşabilirsiniz Sizi dinliyorum... Anlaşılmadı. Tekrar Deneyin