Haberler
İstanbul Tarihî Topkapı Kaleiçi Meydanı'na Kavuştu
Fatih Belediyesi tarafından düzenleme çalışmaları tamamlanan Topkapı Kaleiçi Meydanı açıldı. Karasurları ile bütünleşen tarihî alan, yeniden hemşehrilerimizin kullanımına sunularak İstanbul’un önemli buluşma noktalarından biri haline geldi.
16 Şubat 2026
İstanbul’un tarihî siluetinde ve kent hafızasında özel bir yere sahip olan Topkapı Kaleiçi Meydanı, Fatih Belediyesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı proje ile yeniden İstanbul’a kazandırıldı. Bizans döneminden itibaren surlarla çevrili şehrin ana girişlerinden biri olan Topkapı, yüzyıllar boyunca İstanbul’un hem fiziksel hem sembolik eşiklerinden biri olarak varlığını sürdürdü. Osmanlı döneminde de kente girişin en önemli noktalarından biri olan bu alan, yalnızca bir ulaşım güzergâhı değil, aynı zamanda şehrin karşılaşma, geçiş ve yön değiştirme mekânlarından biri olarak şehir yaşamının merkezinde yer aldı. Zaman içinde değişen ulaşım düzenlemeleri nedeniyle otobüs peron alanına dönüşen meydan, tarihî kimliğinden uzaklaşmış ve kamusal niteliğini büyük ölçüde kaybetmişti. Fatih Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalarla birlikte bu tarihî alan yeniden meydan kimliği kazanarak İstanbul’un şehir hayatına güçlü bir şekilde yeniden dahil edildi.
Fatih Belediyesi tarafından yarışma projesi kapsamında ele alınan Topkapı Kaleiçi Meydanı, tarihî dokunun korunmasını esas alan, kamusal erişimi güçlendiren ve alanın özgün karakterini görünür kılan bir yaklaşımla yeniden düzenlendi. Proje sürecinde, meydanın tarihî çevresiyle uyumlu bir mekânsal kurgu oluşturulurken, İstanbul’un çok katmanlı geçmişini yansıtan Karasurları ile meydan arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi hedeflendi. Bu doğrultuda yapılan düzenlemelerle, daha önce ulaşım işleviyle sınırlı kalan alan, yeniden insanların bir araya geldiği, vakit geçirdiği ve şehirle temas kurduğu bir kamusal mekâna dönüştürüldü.
Yaklaşık 20 bin metrekarelik bir alan üzerinde gerçekleştirilen meydan düzenlemesi, aynı zamanda Karasurları boyunca planlanan kesintisiz yeşil koridorun başlangıç noktası olarak tasarlandı. UNESCO Dünya Mirası Koruma Alanı içinde yer alan proje, yalnızca bir meydan düzenlemesi değil, aynı zamanda tarihî çevrenin korunması ve kamusal yaşamla bütünleştirilmesini amaçlayan kapsamlı bir şehircilik uygulaması olarak hayata geçirildi. Sulukule ve Topkapı Caddesi çevresinde gerçekleştirilen ulaşım düzenlemeleri ile alanın araç yoğunluğu azaltılırken, İETT peronlarının taşınması sayesinde meydanın yayalaştırılması sağlandı ve kamusal kullanımı güçlendirildi. Böylece meydan, yeniden şehir yaşamının doğal bir parçası haline geldi.
Proje kapsamında gerçekleştirilen peyzaj çalışmaları ile meydanın doğal yapısı güçlendirilerek daha nitelikli bir çevre oluşturuldu. Alana 130 yeni ağaç ve 14 bin kök çalı dikilerek yeşil doku zenginleştirildi. Topkapı Parkı’nın da proje alanına dahil edilmesiyle birlikte toplamda 44 bin metrekarelik açık ve yeşil alan elde edildi. Bu bütüncül düzenleme ile meydan ve çevresi, yalnızca bir geçiş noktası olmaktan çıkarak dinlenme, buluşma ve şehirle bağ kurma imkânı sunan geniş bir kamusal yaşam alanına dönüştü.
Gerçekleştirilen düzenleme ile birlikte Karasurları’nın bu önemli bölümünde tarihî yapı ve çevresi daha görünür hale getirildi. Yüzyıllar boyunca İstanbul’un giriş noktalarından biri olarak kullanılan Topkapı Kaleiçi Meydanı, yeniden şehrin hafızasını taşıyan ve kamusal hayatın merkezinde yer alan bir mekân olarak işlev kazandı. Meydan, İstanbul’un tarihî sürekliliğini yansıtan güçlü kimliği ile hem geçmişin izlerini koruyan hem de günümüz şehir yaşamının ihtiyaçlarına cevap veren nitelikli bir kamusal alan olarak yeniden düzenlendi.
Fatih Belediyesi tarafından hayata geçirilen Topkapı Kaleiçi Meydanı düzenlemesi, İstanbul’un tarihî değerlerini koruma, görünür kılma ve kamusal yaşamla bütünleştirme hedefinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Karasurları ile bütünleşen konumu, güçlendirilen yeşil alanları ve yeniden tanımlanan kamusal niteliği ile Topkapı Kaleiçi Meydanı, İstanbul’un tarihî mirasını yaşatan ve hemşehrilerin ortak kullanımına sunulan önemli bir şehir mekânı olarak İstanbul’un kent yaşamındaki yerini yeniden aldı.


