Haberler
Kapalıçarşı'da Tarihî Yapıyı Korumaya Yönelik Restorasyon Çalışmaları Etaplar Halinde Sürdürülüyor
Yaklaşık altı yüz yıldır İstanbul’un ticaret hayatına yön veren Kapalıçarşı’da yürütülen restorasyon çalışmaları, tarihî yapının özgün mimari karakterini koruyarak yapısal güvenliğin artırılmasını ve mekânsal bütünlüğün güçlendirilmesini hedefliyor.
29 Ocak 2026
İstanbul’un tarihî kimliğinin en önemli bileşenlerinden biri olan Kapalıçarşı’nın yapımına, Fatih Sultan Mehmet döneminde 1460 yılında başlanmıştır. Nuruosmaniye, Mercan ve Beyazıt arasında yer alan geniş bir alanda gelişen çarşı, tek seferde ve bütüncül bir plan doğrultusunda inşa edilmemiştir. Sandal ve Cevahir Bedestenleri çevresinde şekillenen ticari yapılaşma, bu yapıları birbirine bağlayan sokakların zaman içerisinde tonozlarla örtülmesi ve hanların yoğunlaşmasıyla yaklaşık 250 yıllık bir süreçte bugünkü ölçeğine ulaşmıştır.
Kuruluşundan itibaren Büyük Çarşı olarak anılan bu ticaret kompleksi, tarih boyunca çok sayıda deprem ve günlerce süren büyük yangınlara maruz kalmıştır. Yangınların yol açtığı yıkıcı hasarlar, Kapalıçarşı’nın mimari dokusunu ve yapı tekniklerini doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle Sultan II. Mustafa döneminde alınan kararlarla ahşap dükkân ve konut yapımı yasaklanmış, çarşı içerisindeki yapıların kâgir olarak inşa edilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bu karar doğrultusunda sokak üstlerinin kâgir tonozlarla örtülmesi süreci hız kazanmış ve Kapalıçarşı giderek kapalı bir ticaret mekânı kimliği kazanmıştır. Alınan önlemler yangınların etkisini azaltmış olsa da tarih boyunca yaşanan doğal afetler nedeniyle yapıda çeşitli hasarlar oluşmaya devam etmiştir.
1894 yılında meydana gelen ve İstanbul tarihinin en şiddetli depremlerinden biri olarak kayda geçen deprem, Kapalıçarşı’da büyük çaplı tahribata yol açmıştır. Bu yıkımın ardından II. Abdülhamid’in emriyle başlatılan onarım çalışmaları yaklaşık on sekiz ay sürmüş; bu süreçte çarşının mekânsal sınırları yeniden değerlendirilmiştir. Bazı sokakların üzeri tamamen açılmış, bazı bölümler ise yıkılarak çarşı alanı daraltılmıştır. Daha önce Kapalıçarşı sınırları içerisinde yer alan bazı hanlar tamamen ya da kısmen çarşı dışında bırakılmış; mevcut kapı düzeni yeniden kurgulanmıştır. Bu dönemde inşa edilen yeni kapılar, mimari bezemeleri ve dönemsel üslup özellikleriyle Kapalıçarşı’nın tarihsel katmanlarına yeni bir mimari iz eklemiştir.
Zaman içerisinde farklı dönemlerde gerçekleştirilen onarım ve bakım çalışmalarıyla ayakta tutulan Kapalıçarşı’da, günümüzde kapsamlı restorasyon uygulamaları etaplar halinde sürdürülmektedir. Çalışmalar, Fatih Belediyesi’nin kontrolünde; İstanbul Valiliği ve Kapalıçarşı Yönetimi iş birliğiyle yürütülmektedir. Yaklaşık 45 bin metrekare kapalı alana sahip olan Kapalıçarşı; üç binden fazla dükkânı, 14 hanı, beş mescidi, iki bedesteni, yedi çeşmesi ve 22 kapısıyla yalnızca bir ticaret alanı değil, İstanbul’un tarihî, sosyal ve kültürel hafızasını bir arada barındıran bütüncül bir yapı topluluğu niteliği taşımaktadır.
Restorasyon sürecinde gerçekleştirilen en önemli uygulamalardan biri, 2019 yılında tamamlanan çatı örtüsünün tamamen yenilenmesi olmuştur. Bu kapsamlı çalışma ile uzun yıllardır devam eden yağmur suyu sızıntıları ve buna bağlı nem kaynaklı bozulmaların önüne geçilmiştir. Güçlendirilen su yalıtımı sayesinde iç mekânda oluşabilecek rutubet, yüzey kayıpları ve malzeme yıpranmaları büyük ölçüde azaltılmış; yapı daha güvenli ve kontrollü bir şekilde korunabilir hale getirilmiştir. Aynı zamanda bu uygulama, Kapalıçarşı’nın uzun vadeli bakım ve denetim süreçlerinin daha planlı ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesine imkân sağlamıştır.
İkinci etap çalışmaları kapsamında çarşının sokakları arasında yer alan tonozların statik ve görsel durumu ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Zemin kaplamaları ve elektrik altyapısı yenilenmiş; zemin oturmaları ve depremler nedeniyle beden duvarları, kubbe, tonoz ve kemerlerde oluşan yapısal çatlaklara müdahale edilmiştir. Enjeksiyon uygulamaları, dikiş sistemleri, karbon hasır takviyeleri ve paslanmaz çelik elemanlarla gerçekleştirilen güçlendirme çalışmalarıyla yapının taşıyıcı sistemi desteklenmiştir. Özgün mimari dokuyu korumak amacıyla, oturma gözlemlenen alanlarda mini kazık uygulamalarıyla zeminin stabilitesi artırılmıştır.
Tonoz yüzeylerinde yer alan kalem işi bezemeler için döneme ait arşiv belgeleri, gravürler ve eski fotoğraflar incelenmiş; elde edilen veriler doğrultusunda kapsamlı bir tezyinat programı hazırlanmıştır. Bilim Kurulu denetimi ve Koruma Kurulu onayıyla uygulanan bu çalışmalar sonucunda Kapalıçarşı, 1954 yılındaki görsel bütünlüğüne yeniden kavuşturulmuştur. Aynı süreçte, yangın risklerini azaltmak amacıyla elektrik altyapısı tamamen yenilenmiş; modern sistemler sayesinde hem güvenlik artırılmış hem de düzensiz ve risk oluşturan kablo düzeni ortadan kaldırılmıştır.
Hâlen devam eden üçüncü etap çalışmaları ise beden duvarlarının restorasyonuna odaklanmaktadır. Tonozlardan zemine kadar uzanan bu çalışmalar, Kapalıçarşı’daki ticari hayatın ve ziyaretçi sirkülasyonunun olumsuz etkilenmemesi amacıyla akşam saatlerinde ve hafta sonlarında yürütülmektedir. Bu etapta yüzeyler, kuru buz tekniğiyle kontrollü biçimde temizlenmekte; raspa, dolgu, kaba sıva, ince sıva ve boyama işlemleri gibi çok katmanlı ve birbirini takip eden bir uygulama planı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Ayrıca yağmur suyu yönetimine yönelik yapılan düzenlemelerle cephelerde ve yapı içindeki su kaynaklı hasar riski önemli ölçüde azaltılmaktadır.
Kapalıçarşı’da yürütülen bu kapsamlı restorasyonçalışmalarıyla, İstanbul’un yüzyıllara yayılan ticaret geleneğini temsil eden tarihî yapı, özgün mimari kimliği korunarak gelecek kuşaklara aktarılmaktadır. Yapılan restorasyon çalışmaları, Kapalıçarşı’nın yalnızca bir alışveriş alanı değil; İstanbul’un kültürel mirasını canlı tutan, tarihsel sürekliliği olan ve kamusal bellekte önemli bir yere sahip mekânlardan biri olma niteliğini daha da güçlendirmektedir.


