Haberler
Medrese Davutpaşa'da Batı Dışı Modernleşme Programı Devam Ediyor: IV. Oturumda Rusya'nın Modernleşmesi Ele Alındı
Medrese Davutpaşa’da düzenlenen Batı Dışı Modernleşme programının IV. oturumunda, Rusya’nın 19. yüzyıldaki modernleşme süreci ele alındı.
15 Şubat 2026
Fatih Belediyesi tarafından Medrese Davutpaşa’da gerçekleştirilen eğitim programının IV. oturumu, “Rus Modernleşmesi ve Büyük Güç Olma Mücadelesi (1800–1917)” başlığıyla tamamlandı. Program kapsamında, Rusya’nın 19. yüzyıl boyunca sürdürdüğü modernleşme çabaları, devletin kurumsal yapısı, uluslararası sistem içindeki konumu ve imparatorluğun tarihsel dönüşüm süreci bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Oturumda, Rusya’nın geleneksel imparatorluk yapısını sürdürme isteği ile modern bir devlet olarak varlığını güçlendirme zorunluluğu arasında şekillenen tarihsel süreç, siyasal, askerî ve ekonomik boyutlarıyla değerlendirildi.
Programda, Batı Avrupa’da sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan ekonomik ve kurumsal dönüşümün, Rusya için yalnızca bir rekabet unsuru değil, aynı zamanda devletin devamlılığını sağlayabilmesi açısından zorunlu bir uyum süreci oluşturduğu ifade edildi. Avrupa devletlerinin sanayi üretimi, bürokratik yapılanma ve askerî organizasyon alanlarında hızla geliştiği bir dönemde, Rusya’nın bu dönüşüm karşısında mevcut yapısını koruyabilmek ve uluslararası sistemde etkin bir aktör olarak kalabilmek amacıyla modernleşme adımlarını hızlandırdığı vurgulandı. Bu doğrultuda gerçekleştirilen reformların, özellikle devletin askerî kapasitesini güçlendirmeye, merkezi yönetimin etkinliğini artırmaya ve sanayi üretimini geliştirmeye yönelik olduğu ifade edildi.
Oturumda, Rus modernleşmesinin temel karakterinin devlet merkezli bir dönüşüm anlayışı üzerine kurulu olduğu belirtildi. Bu modernleşme yaklaşımının, toplumsal yapıyı doğrudan dönüştürmekten ziyade devletin kurumsal gücünü artırmayı hedeflediği; bu nedenle modernleşmenin öncelikle askerî, bürokratik ve ekonomik alanlarda yoğunlaştığı aktarıldı. Rusya’nın geniş coğrafyaya yayılan imparatorluk yapısı, farklı etnik ve kültürel unsurları barındıran toplumsal yapısı ve geleneksel yönetim anlayışı, modernleşme sürecinin kendine özgü bir karakter kazanmasına neden olan unsurlar arasında değerlendirildi.
Program kapsamında ayrıca modernleşme süreci ile dış politika arasındaki doğrudan ilişki üzerinde duruldu. Rusya’nın Balkanlar, Boğazlar ve Orta Asya’ya yönelik stratejik yöneliminin yalnızca coğrafi genişleme amacı taşımadığı; aynı zamanda ekonomik kaynaklara ulaşma, ticaret yollarını güvence altına alma, uluslararası güç dengelerinde etkin bir konum elde etme ve devletin güvenlik alanını genişletme hedefleriyle bağlantılı olduğu ifade edildi. Bu yönelimin, Rusya’nın modernleşme sürecini destekleyen ekonomik ve stratejik imkânları güçlendirmeye yönelik bir politika çerçevesinde şekillendiği belirtildi.
Oturumda ayrıca modernleşme sürecinin beraberinde getirdiği yapısal sonuçlar da ayrıntılı biçimde ele alındı. Devletin askerî ve idari kapasitesinin güçlendirilmesi, Rusya’nın uluslararası sistemde güçlü bir aktör haline gelmesini sağlarken; bu süreçte ortaya çıkan ekonomik eşitsizliklerin, toplumsal beklentiler ile devlet politikaları arasındaki uyumsuzlukların ve kurumsal dönüşümün yarattığı gerilimlerin, uzun vadede imparatorluğun istikrarını zorlayan unsurlar arasında yer aldığı ifade edildi. Modernleşmenin sağladığı güç artışı ile ortaya çıkan kırılganlıkların aynı tarihsel süreç içinde birlikte var olduğu ve bu durumun Rusya’nın siyasal geleceğini doğrudan etkilediği değerlendirildi.
Programda, 19. yüzyıl boyunca yürütülen modernleşme çabalarının Rusya’yı uluslararası sistemde etkili ve güçlü bir imparatorluk haline getirdiği, ancak bu sürecin aynı zamanda yeni toplumsal ve siyasal sorun alanlarını da beraberinde getirdiği vurgulandı. Devletin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine rağmen, toplumsal dönüşümün sınırlı kalması ve değişen koşullara uyum sağlama sürecinde ortaya çıkan yapısal gerilimlerin, 1917 yılında Rus İmparatorluğu’nun sona ermesine uzanan tarihsel sürecin anlaşılmasında belirleyici bir rol oynadığı ifade edildi.
Fatih Belediyesi Medrese Davutpaşa’da gerçekleştirilen IV. oturum, katılımcılara Rusya’nın modernleşme sürecini yalnızca bir reform hareketi olarak değil, aynı zamanda bir imparatorluğun varlığını sürdürme çabası, uluslararası güç mücadelesi içindeki konumu ve tarihsel dönüşüm dinamikleri bağlamında değerlendirme imkânı sundu. Program, tarihsel süreçlerin devletlerin kurumsal gelişimi üzerindeki etkisini anlamaya yönelik önemli bir düşünsel zemin oluştururken, modernleşme, imparatorluk yapısı ve küresel güç dengeleri konularında katılımcılara kapsamlı bir perspektif kazandırdı.


