Haberler
Medrese Davutpaşa'da Divan Sohbetleri'nde Aşkın “Vuslat mı, Firkat mi?” Sorusu Ele Alındı
Medrese Davutpaşa’da düzenlenen ve Dr. Neslihan Dokumacı’nın yürüttüğü Divan Sohbetleri programında, “Vuslat mı, Firkat mi?” başlıklı derste divan şiirinde aşk kavramı, kavuşma ve ayrılık ekseninde ele alındı.
15 Şubat 2026
Fatih Belediyesi’nin klasik Türk edebiyatını tanıtmak, bu alandaki köklü birikimi günümüzle buluşturmak ve edebiyat meraklılarına süreklilik taşıyan bir öğrenme ortamı sunmak amacıyla Medrese Davutpaşa’da gerçekleştirdiği Divan Sohbetleri programı, Dr. Neslihan Dokumacı’nın anlatımıyla devam ediyor. Klasik Türk şiirinin temel kavramlarının sistemli biçimde ele alındığı bu derslerde, divan şiirinin anlam dünyası, kavramsal yapısı ve estetik özellikleri katılımcılarla kapsamlı bir çerçevede paylaşılıyor.
Program kapsamında gerçekleştirilen “Vuslat mı Firkat mi? Divan Şiirinde Aşkın İki Hâli” başlıklı derste, divan şiirinin merkezinde yer alan aşk kavramı, kavuşmayı ifade eden vuslat ve ayrılığı ifade eden firkat kavramları çerçevesinde ele alındı. Dr. Neslihan Dokumacı, divan şiirinde aşkın yalnızca kavuşma anına indirgenen bir duygu olmadığını; aksine ayrılık, sabır, özlem ve bekleyiş gibi süreçlerle anlam kazanan derin ve dönüştürücü bir tecrübe olarak ele alındığını ifade etti. Bu yönüyle aşkın, klasik şiirde bir sonuca ulaşma hâli değil; insanın iç dünyasını şekillendiren, sabrını ve anlam arayışını güçlendiren süreklilik taşıyan bir süreç olduğu vurgulandı.
Ders boyunca, âşık ile mâşuk arasındaki mesafenin divan şiirinde yalnızca bir ayrılık hâli olarak değil, aynı zamanda şiirin dilini ve anlam katmanlarını kuran temel bir unsur olduğu örnek metinler üzerinden aktarıldı. Bu mesafenin, şiirin ifade gücünü artırdığı, anlamı derinleştirdiği ve şairin duygu dünyasını estetik bir biçimde ortaya koymasına imkân tanıdığı ifade edildi. Ayrılığın, divan şiirinde bir eksiklik değil; aksine anlamın oluştuğu, sabrın güç kazandığı ve insanın kendini tanıma sürecinin derinleştiği bir alan olarak ele alındığı belirtildi.
Program kapsamında, divan edebiyatının önemli temsilcileri arasında yer alan Fuzûlî ve Şeyh Gâlib’in eserlerinden örnekler üzerinden yapılan değerlendirmelerde, vuslatın çoğu zaman geçici bir hâl olarak ele alındığı; buna karşılık firkatin, şiirin sürekliliğini sağlayan ve anlam derinliğini artıran temel bir unsur olarak öne çıktığı ifade edildi. Fuzûlî’nin şiirlerinde aşkın sabır ve bağlılık üzerinden derinleşen bir anlam taşıdığı, Şeyh Gâlib’in şiirlerinde ise aşkın insanın hakikat arayışıyla ilişkilendirilen bir kavram olarak ele alındığı aktarıldı. Bu değerlendirmeler, divan şiirinde aşkın yalnızca bireysel bir duygu değil; aynı zamanda insanın varoluşunu ve anlam arayışını şekillendiren temel bir kavram olduğunu ortaya koydu.
Dr. Neslihan Dokumacı tarafından yürütülen Divan Sohbetleri programında ayrıca, divan şiirinin sembolik anlatım dili, mecazlarla kurduğu çok katmanlı yapı ve kavram dünyası üzerinde durularak katılımcıların klasik metinleri daha bilinçli bir bakış açısıyla değerlendirmesine katkı sağlandı. Katılımcılar, divan şiirinin yalnızca estetik bir ifade alanı olmadığını; aynı zamanda düşünceyi derinleştiren, insanın iç dünyasını anlamlandırmasına imkân tanıyan güçlü bir kültürel miras olduğunu daha yakından tanıma fırsatı buldu.
Medrese Davutpaşa’nın ilim ve kültür geleneğini yansıtan tarihî ortamında sürdürülen Divan Sohbetleri, klasik Türk edebiyatının köklü birikimini günümüzle buluşturan önemli bir eğitim ve kültür programı olarak devam ediyor. Dr. Neslihan Dokumacı’nın anlatımıyla sürdürülen bu dersler, divan şiirinin temel kavramlarını, önemli şairlerini ve metinlerini sistemli biçimde ele alarak katılımcılara düzenli ve kapsamlı bir edebiyat perspektifi sunuyor.
Fatih Belediyesi tarafından sürdürülen Divan Sohbetleri programı, klasik Türk şiirinin düşünsel ve estetik mirasını koruyarak yeni kuşaklara aktarmayı, katılımcıların klasik metinlerle doğrudan temas kurmasını sağlamayı ve edebiyatın köklü birikimini yaşayan bir kültür alanı olarak günümüzde de sürdürmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen dersler, divan şiirinin yalnızca geçmişte kalmış bir edebî miras olmadığını; bugün de dili, düşünceyi ve anlam arayışını besleyen güçlü bir kaynak olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor.


