-A A+

Suya Hayat Veren Tarihî Sebillerimizi Geleceğe Emanet Ediyor, Sebillerimizi Restore Ediyoruz

Fatih'te yürütülen kapsamlı proje ve restorasyon çalışmalarıyla sebiller, su kültürü ve vakıf geleneğinin izlerini taşıyarak yeniden şehir hayatına kazandırılıyor.

24 Aralık 2025
Suya Hayat Veren Tarihî Sebillerimizi Geleceğe Emanet Ediyor, Sebillerimizi Restore Ediyoruz

İstanbul, tarih boyunca suyla kurduğu ilişki üzerinden şekillenen çok katmanlı bir şehir kimliğine sahiptir. Bu ilişkinin mimariye yansıyan en zarif örneklerinden biri olan sebiller, Osmanlı şehir kültüründe yalnızca işlevsel yapılar değil; paylaşma, hayır ve merhamet anlayışının kamusal alandaki somut karşılıkları olarak önemli bir yer tutar. Suyun ücretsiz ve karşılıksız biçimde sunulması, vakıf geleneğinin şehir yaşamına kattığı ahlaki ve sosyal boyutu açık biçimde ortaya koyar.

Sebiller; taş işçiliği, kitâbeleri, bezemeleri ve konumlandıkları noktalarla, şehrin gündelik hayatına doğrudan temas eden yapılar olarak öne çıkar. Fatih’in dar sokaklarında, Divanyolu’nun yoğun aksında ya da Gülhane çevresinde karşımıza çıkan bu yapılar, yalnızca mimari bir estetik sunmakla kalmaz; aynı zamanda bir dönemin şehir anlayışını, kamusal sorumluluk bilincini ve insan merkezli yaklaşımını bugüne taşır. Bu yönüyle sebiller, Osmanlı mimarisinin en insani yapı tipolojilerinden biri olarak kabul edilir.

Zaman içinde İstanbul’un kent dokusunun değişmesi, ulaşım ve altyapı düzenlemeleri ile farklı kullanım ihtiyaçları, pek çok sebilin asli işlevinden uzaklaşmasına neden olmuştur. Bazıları uzun yıllar büfe ya da depo olarak kullanılmış, bazıları ise çevresindeki yoğunluk içinde fark edilmeden sessizliğe terk edilmiştir. Ancak bu durum, sebillerin tarihî ve kültürel değerini ortadan kaldırmamış; aksine korunmaları ve yeniden değerlendirilmesi gerekliliğini daha da görünür kılmıştır.

Fatih Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar, bu yapıları yalnızca fiziksel olarak onarmayı değil, sebillerin taşıdığı tarihî anlamı ve kamusal işlevi günümüz şehir yaşamı içinde yeniden kurmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, sebilleri geçmişe ait birer mimari unsur olarak ele almak yerine, İstanbul’un yaşayan kültürel mirası olarak değerlendirmeyi esas alıyor.

Bu kapsamda, Klasik Osmanlı mimarisinin yalın zarafetini yansıtan ve 18. yüzyılın başlarına tarihlenen Rehabula Kadın Sebili ile, ilk olarak 16. yüzyılda Divanyolu üzerinde inşa edilen ve 19. yüzyılın sonlarında Ampir üslupta yeniden yapılan Darüssaade Mehmed Ağa Sebili için proje çalışmaları sürdürülüyor. Her iki yapı da Osmanlı sebil mimarisinin farklı dönemlerini temsil eden önemli örnekler arasında yer alıyor. Yürütülen projelerle bu sebillerin yeniden suyla buluşması, kentliyle temas kurması ve kamusal işlev kazanması amaçlanıyor.

Restorasyon çalışmaları devam eden sebiller arasında ise mimari karakterleriyle dikkat çeken yapılar bulunuyor. 19. yüzyılda kâgir beden duvarları, geniş saçaklı ahşap çatısı ve kurşun kaplı örtüsüyle sade bir anlayışla inşa edilen, ancak zaman içinde meydana gelen yangın sonucu harap olan Güngörmez Mescidi Sebili; Osmanlı Barok üslubunun erken örneklerinden biri olan Hacı Beşir Ağa Sebili ve ona eşlik eden çeşme; ayrıca 18. yüzyılda inşa edilip yol düzenlemeleri nedeniyle bugünkü Gülhane Parkı karşısına taşınan I. Abdülhamid Sebili, sürdürülen restorasyon çalışmalarının önemli odak noktaları arasında yer alıyor. Bu yapılar, farklı dönemlerin estetik anlayışını ve mimari dilini yansıtarak İstanbul’un su mimarisi hafızasına dair güçlü ipuçları sunuyor.

Vakıflar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen süreçte, uzun yıllar farklı amaçlarla kullanılan sebiller tahliye edilerek özgün mimari özelliklerinin ortaya çıkarılması sağlandı. Restorasyon çalışmalarında, yapıların tarihî dokusuna zarar vermeden, malzeme bütünlüğü ve mimari karakteri gözeten titiz bir yaklaşım benimsendi. Amaç, sebilleri yalnızca onarmak değil; geçmişte üstlendikleri hayır ve paylaşma işlevini günümüz koşullarına uygun biçimde yeniden yorumlamak.

Çalışmaların tamamlanmasının ardından sebillerin, geçmişte olduğu gibi suyla hayat veren, kentliyle doğrudan temas kuran ve kamusal kullanımı önceleyen yapılar olarak İstanbul’a yeniden kazandırılması hedefleniyor. Böylece sebiller, yalnızca birer tarihî eser olarak değil; şehir yaşamının içinde aktif rol üstlenen, kamusal hafızayı diri tutan mekânlar olarak varlık gösterecek.

Fatih Belediyesi tarafından sürdürülen bu çalışmalar, İstanbul’un tarihî kimliğini oluşturan yapı taşlarını koruma anlayışının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Sebillerin yeniden kent hayatına kazandırılmasıyla birlikte, su kültürü ve vakıf geleneği etrafında şekillenen bu zarif mirasın, gelecek kuşaklara güçlü ve anlamlı bir biçimde aktarılması amaçlanıyor.

Fabim Sanal Asistan FABİM Başvuru Formu FABİM Başvuru Formu
Fatih Belediyesi
NextSosial NextSosial Başkan Instagram Başkan X Başkan Facebook Başkan YouTube Başkan Telegram Başkan WebBaşkan Web

Warning

Reading cannot be initiated since there is no Turkish language support. You can add Turkish language support to your device from the settings section.

Şimdi konuşabilirsiniz Sizi dinliyorum... Anlaşılmadı. Tekrar Deneyin